Aslan Park Ziyareti.. | 29 Nisan 2019

Geçtiğimiz cuma günü çocuklarla birlikte Tuzla Marina’da yer alan Aslan Park’ı ziyaret ettik. Toprak henüz 8 aylık mini mini bir bebek olduğundan pek bir şey anlamadı. Fakat Rüzgar hayvanları çok seviyor. Fransa tatilimizde ona hediye olarak evcil ve vahşi hayvan figürlerinden oluşan bir set almıştık. Aslan, bu sette yer alan en sevdiği ilk 5 hayvandan biri olsa gerek ki, gerçeğini görünce çok heyecan yaptı. Hangisine bakacağını şaşırdı. Oradan oraya koştu durdu. Camın arkasından “ayyy cici” yapmalar, gülümsemeler, zıp zıp zıplamalar… Kısaca çok mutlu oldu diyebilirim.

Ama şimdi size bir çocuğun mutluluğundan ziyade işin gerçek, bir o kadar üzücü yönünden bahsetmek istiyorum. Aman aman büyük bir alan değil. Zaten toplamda 8-9 tane hayvan var ve bu hayvanlar gerçekten çok mutsuz ve bitkin görünüyorlardı. Sebebi tabi ki de kendi doğal yaşamlarından mahrum bırakılıp kafeslere hapsedilmeleri.

Doğal yaşamlarında yaşama hakları ellerinden alınıyor. Hayvanat bahçesi adı altında modern kölelik hayatı yaşıyorlar. Beslenmelerinden, üremelerine tüm kontrol insanlarda. İçgüdüsel olarak gelen, doğallıklarının temelinde yatan vahşilik, saldırganlık dürtülerinin körelmesi için sürekli uyuşturulup sakinleştiriliyorlar. Bu da, yaz aylarında 38 derece sıcakta oruç tutup baygınlık geçirmek üzere olan bir insan gibi bitkin görünmelerine sebep oluyor.

Orada çalışan bir görevliyle 3-4 dakika sohbet etme şansım oldu ve her bir hayvanın günde ortalama 5-6 kg et yediğini öğrendim ki; bu devede kulak gibi geliyor bana. Sebebini sorduğumda ise yeterli hareket alanları olmadığından karaciğer yağlanmasının önüne geçmek için bu miktarı vermek zorunda olduklarını dile getirdi. Bu da, çok zayıf olmalarının sebebini açıklıyor. Ne kadar üzücü değil mi? Sonuç olarak görünüşte canlı fakat ruhen ve bedenen ölü olan hayvanları yapay bir doğa dekorunun içinde insanlara birer heykelmiş gibi sergiliyorlar.

Biz insanlar bu işletmelerin dönmesi için finans sağlıyoruz ve bunu yapmaya devam ettiğimiz sürece bu hayvanların kaderi değişmeyecek. Çocuklarımızın bu tarz hayvanları yakından görüp tanımaları, birebir deneyimlemeleri güzel ama sırf bizim görebilmemiz için bu hayvanlara heykel muamelesi yapılmasına çok üzülmekle birlikte asla desteklemiyorum. Keşke, Afrika’nın bazı yerlerinde olduğu gibi binlerce metrekarelik gerçekten doğal, biz insanlar için ise güvenli alanlarda istedikleri gibi yaşayabilseler ve biz onları kendi ortamlarında gidip görebilsek.

Bundan yaklaşık 3 sene önce eşimle gittiğimiz Phuket tatilinde Tiger Kingdom’u ziyaret etmiştik. Hatta yanlarına girip birebir sevmek ve fotoğraf çektirme imkanımız olmuştu. Gerçekten harika bir deneyimdi bizim için. Ama itiraf etmeliyim ki o zamanlar bu kadar bilinçli değildim. Şu an düşündüğümde üzülerek keşke gitmeseydik diyorum.

Şu an çocuklar anlayabilecekleri yaşta değiller ama ileride özellikle bu tarz hayvanların bulunduğu işletmelere yapılan ziyaretlerin çok yanlış olduğunu, her canlının yaşaması gereken doğal bir alanı olduğunu ve maalesef biz insanlar yüzünden bu yaşamlarından mahrum bırakıldıklarını tabi ki anlatacağım.